Anadolu'nun Gizli Frekansı: Kutsal Rota

"Haritalara baktığınızda sadece yollar, sınırlar ve şehirler görürsünüz. Ama ya size, bu haritanın altında görünmez bir ağ, kadim bir elektrik devresi olduğunu söylesem? Binlerce yıldır medeniyetlerin neden hep aynı noktaları seçtiğini hiç düşündünüz mü? Efes’ten Göbeklitepe’ye uzanan bu hat, sadece taş ve topraktan ibaret değil. Burası dünyanın sinir sistemi. Burası, Anadolu’nun 'Ley Hattı'. Hazırsanız, frekansı ayarlayın. Yolculuğumuz başlıyor."

1. Ege’nin Şifa Frekansı – Mermerin Hafızası

Ege’nin Şifa Frekansı – Mermerin Hafızası

(Görsel: Efes Antik Kenti sütunları ve Pamukkale’nin suları)

"Yolculuğumuza Batı'dan, güneşin battığı yerden başlıyoruz. Efes... Antik dünyanın metropolü. Sizce Artemis Tapınağı’nın tam o noktaya kurulması tesadüf müydü? Eskiler, toprağın enerjisinin nerede en yükseğe çıktığını, nerede girdaplar oluşturduğunu biliyordu. Burası bir ticaret merkezi olmadan önce, bir 'manyetik merkez'di.

Hemen yukarısında Hierapolis, yani Pamukkale var. Antik çağın şifa merkezi. Yerin altından kaynayan o sular ve 'Cehennem Kapısı' denilen ölümcül gaz çıkışları... Yaşam ve ölümün, şifa ve zehrin aynı noktada buluştuğu bu hat, Anadolu’nun 'kök çakrası' gibidir. Buradaki taşlara dokunduğunuzda sadece tarihi değil, binlerce yıllık bir titreşimi hissedersiniz."

2. Yerin Altı ve Göğün Raksı – Kapadokya & Konya

Yerin Altı ve Göğün Raksı – Kapadokya & Konya

(Görsel: Kapadokya peri bacaları ve Konya’da dönen semazenler)

"Rotamızı İç Anadolu’ya, toprağın renginin değiştiği yere çeviriyoruz. Kapadokya... Buradaki insanlar neden göğe yükselmek yerine, Derinkuyu gibi yerin 8 kat altına indiler? Sadece düşmanlardan saklanmak için mi? Yoksa yerin manyetik alanına, gezegenin kalbine daha yakın olmak için mi? Peri bacaları, sanki bu enerjiyi topraklamak için dikilmiş doğal paratonerler gibi duruyor.

Ve bu hattı takip ettiğimizde Konya’ya ulaşıyoruz. Mevlana’nın şehri. Semazenlerin dönüşü, atomun etrafındaki elektronların dönüşüyle aynıdır. Burası Anadolu’nun 'kalp gözü'. Enerjinin durağanlıktan çıkıp, dönerek yükseldiği, madde ile mananın birleştiği nokta. Bu coğrafyada yürümek, aslında kendi içinize doğru bir yolculuktur."

3. Tanrıların Terası – Nemrut’un Bakışı

Tanrıların Terası – Nemrut’un Bakışı

(Görsel: Nemrut Dağı heykelleri ve gün batımı)

"Enerji hattı doğuya doğru gittikçe yükseliyor, hem de kelimenin tam anlamıyla. Bulutların üzerine, 2150 metreye çıkıyoruz: Nemrut Dağı. Kommagene Kralı Antiochos, bu devasa heykelleri neden bu kadar sarp ve ulaşılmaz bir yere dikti? Burası sadece bir mezar mı, yoksa gökyüzüyle yeryüzü arasındaki bir iletişim istasyonu mu?

Heykellerin dizilimi, yıldız haritalarıyla birebir örtüşüyor. Rüzgarın sesi burada farklı, sessizlik burada daha ağır. Nemrut, bu kutsal hattın 'tepe noktası'. İnsanlığın, tanrısallığa dokunmak için uzattığı el. Buradaki gün doğumu, sadece yeni bir günü değil, kozmik bir döngüyü müjdeliyor."

4. Tarihin Sıfır Noktası – Göbeklitepe ve Sır

Tarihin Sıfır Noktası – Göbeklitepe ve Sır

(Görsel: Göbeklitepe T sütunları ve Harran Ovası)

"Ve hattın sonuna, daha doğrusu her şeyin başladığı yere geliyoruz. İnsanlık tarihini yerle bir eden keşif: Göbeklitepe. Henüz tekerlek bile icat edilmemişken, tonlarca ağırlıktaki taşları buraya kim, hangi motivasyonla dikti? Bu T biçimli sütunlar, tıpkı birer anten gibi gökyüzüne, Sirius yıldızına bakıyor.

Burası tarihin sıfır noktası değil, bilincin sıfır noktası. Hemen yanındaki Harran Ovası, Ay Tanrısı Sin’in şehri, astrolojinin doğduğu yer... Anadolu Ley Hattı burada, Mezopotamya’nın kadim bilgeliğiyle birleşiyor. Bu yolculuk bize şunu öğretti: Anadolu, üzerinde medeniyetlerin gelip geçtiği bir sahne değil; medeniyetleri doğuran, besleyen ve saklayan canlı bir organizmadır.

Kapanış: Bu taşlar konuşabilseydi, bize ne anlatırdı? Belki de tek yapmamız gereken, gürültüyü susturup, toprağın altındaki o kadim uğultuyu dinlemektir. Bir sonraki yolculukta görüşmek üzere..."

Nail Türkoğlu