Tarihin Hayalet Genleri: Kayıp Kuzenlerimiz "Denisova İnsanları"
İnsanlık tarihine baktığımızda genellikle sahnenin tek oyuncusu olduğumuzu düşünürüz. Ancak sadece 40.000 yıl öncesine gittiğimizde, dünyayı başka insan türleriyle paylaştığımız gerçeğiyle yüzleşiriz. Neandertalleri uzun süredir tanıyoruz, fakat son yıllarda yapılan keşifler bize çok daha gizemli bir "kardeşimizin" daha olduğunu gösterdi: Denisova İnsanları.
Tek Bir Parmak Kemiğiyle Değişen Tarih
2010 yılına kadar tarih kitaplarında bu türün adı geçmiyordu. Her şey, Sibirya’nın Altay Dağları'nda bulunan Denisova Mağarası'nda yapılan kazılarla değişti. Arkeologlar burada, yaklaşık 40.000 yıl öncesine, Üst Paleolitik döneme ait serçe parmağının ucuna ait küçücük bir kemik ve iki azı dişi buldular.
Bilim dünyasında asıl deprem, Max Planck Evrimsel Antropoloji Enstitüsü'nden Johannes Krause ve Svante Pääbo’nun bu kemikten DNA izole etmesiyle yaşandı. Yapılan analizler şok ediciydi: Bu genler ne modern insana (Homo sapiens) ne de Neandertallere aitti. Karşımızda, Homo cinsine ait, bugüne kadar bilinmeyen yepyeni bir tür duruyordu.
Denisovalılar Kimdir?
Denisova insanları (Denisova hominins), genetik olarak Neandertallerin ve modern insanın yakın akrabasıdır, ancak her iki gruptan da belirgin şekilde ayrılırlar. Soyağacımıza baktığımızda:
-
Homo sapiens (Biz), Homo erectus'tan yaklaşık 800.000 yıl önce ayrıldık.
-
Neandertaller ile yollarımız yaklaşık 640.000 yıl önce ayrıldı.
-
Denisovalılar ise bu karmaşık aile ağacının Asya'daki gizemli dalını oluşturuyordu.
Yaklaşık 170.000 yıl önceden başlayarak 30.000 yıl öncesine kadar Orta Asya ve Sibirya çevresinde yaşadıkları düşünülüyor. Ancak sadece orada kalmadılar; genetik izleri onların Güneydoğu Asya'ya kadar yayıldığını gösteriyor.
Neye Benziyorlardı?
Denisovalılarla ilgili en büyük hayal kırıklığımız, elimizde onlara ait bütünlüklü bir iskeletin olmayışıdır. Sadece parmak kemiği, dişler ve birkaç fragman var. Müzelerdeki canlandırmalarda genellikle Neandertallere benzer, kaba yapılı ve güçlü tasvir edilseler de gerçek yüz hatlarını ve vücut formlarını henüz tam olarak bilmiyoruz.
Ancak buluntulardan kesin olarak bildiğimiz bir şey var: Denisovalılar ve Neandertaller (ve hatta Sapiensler) bu mağaralarda zaman zaman bir arada yaşadılar ve melezleştiler. 2014 yılında yapılan bir analiz, daha önce Denisovalı sanılan bir ayak parmağının aslında bir Neandertale ait olduğunu ortaya çıkardı. Daha da ilginci, bir Denisovalı baba ve Neandertal anneden doğan melez bir bireyin fosili dahi bulundu.
İçimizdeki Miras: Tibetlilerin Sırrı
Denisova insanlarının soyu tükendi, ama tamamen yok olmadılar; bir parçaları hala içimizde yaşıyor. Genetik araştırmalar, Homo sapiens'in Afrika'dan çıkıp Asya'ya yayıldığında Denisovalılarla karşılaştığını ve çiftleştiğini kanıtlıyor.
-
Tibetliler: Yüksek rakımda, oksijenin az olduğu ortamlarda yaşamalarını sağlayan "EPAS1" geni, Denisovalılardan miras kalmıştır.
-
Melanezya ve Avustralya Yerlileri: Bu bölgelerdeki insanların DNA'sında kayda değer oranda Denisova genine rastlanmıştır.
-
Yeni Bulgular: Endonezya ve Papua Yeni Gine'de yapılan son çalışmalar, Denisovalıların tek bir grup olmadığını, Sibirya'dakinden farklı genetik özelliklere sahip en az iki veya üç farklı alt popülasyona ayrıldığını gösteriyor.
Sonuç
Yaklaşık 40.000 yıl öncesine kadar dünyada yalnız değildik. Altay Dağları'nın soğuk mağaralarından Okyanusya'nın tropik adalarına kadar uzanan bu gizemli kuzenlerimiz, hem kültürel hem de genetik miraslarıyla insanlık tarihinin eksik parçalarından birini oluşturuyor. Taş aletleri kimin yaptığı veya tam olarak neye benzedikleri hala bir sır perdesinin ardında olsa da, modern bilimin ışığı her geçen gün bu "hayalet kuzenlerimizi" biraz daha görünür kılıyor.





