KADİR-İ MUTLAK VE KOZMİK MASKE

İnsanlık tarihi boyunca iki kavramı birbirine karıştırdık: Bize şekil verenler ile bizi var eden güç. Biri laboratuvar masasında genlerimize dokunan biyolojik mühendislerdi; diğeri ise galaksileri, atomları ve o mühendisleri de var eden sonsuz, zamansız "Kadir-i Mutlak" bilinci. Sümer tabletlerinde kavga eden, acıkan, kıskanan ve altın peşinde koşan "Tanrılar" anlatılırken; nasıl oldu da biz bu kısıtlı varlıkları "Evrenin Mutlak Sahibi" sanacak kadar körleştik? Bugün, maskeleri indiriyoruz. Dinlerin isimleri ardında gizlenen biyolojik figürler ile her şeyin ötesindeki o saf enerjiyi ayırt etme vaktidir.

KADİR-İ MUTLAK VE KOZMİK MASKE

1. BÖLÜM: BİYOLOJİK TANRI VS. MUTLAK YARATICI

"Kadir-i Mutlak" dediğimizde, zamanın ve mekanın ötesinde, her şeyi kuşatan bir güçten bahsederiz. Oysa Sümer tabletlerindeki Enlil veya Enki, zamanın içinde hapsolmuş, ölmese de yaşlanan, teknolojiye muhtaç varlıklardır. Onlar "Yaratıcı" (Creator) değil, "Şekil Vericiler"dir (Fashioners).

Kutsal kitaplarda geçen "Biz insanı kendi suretimizde yarattık" cümlesini düşünün. Eğer "Kadir-i Mutlak" olanın bir sureti (şekli) yoksa, bu cümledeki "Biz" kimdir? Bu "Biz", Anunnakilerdir. Onlar, evrendeki mevcut yaşam enerjisini alıp kendi genetik kalıplarına döktüler. Yani biz, Kadir-i Mutlak'ın ruhunu taşıyan ama Anunnakilerin "formuna" sahip melez bir ırkız. İnsanlık binlerce yıl boyunca, kendisini laboratuvarda üreten "ustabaşını", fabrikanın "asıl sahibi" zannetti. Kadir-i Mutlak asla altın istemez, asla kurban istemez, asla öfkelenmez. Öfkelenen ve isteyenler, sadece kısıtlı bir teknolojiye sahip olan "Gökten İnenler"di.


2. BÖLÜM: İSİMLERİN SAVAŞI VE ESMA'NIN SIRRI

Peki, tek tanrılı dinlerin yükselişiyle ne değişti? Çok tanrılı sistemlerde her Anunnaki valisinin bir ismi ve alanı vardı. Tarım için birine, savaş için diğerine gidilirdi. Monoteizm, bu yönetim şemasını tekelleştirdi. Ancak dikkat edin; Kadir-i Mutlak'ın sıfatları olarak bildiğimiz pek çok isim, aslında antik tanrıların görev tanımlarıdır.

Sümer'in savaşçı tanrısı Ninurta'nın yıkıcı gücü "El-Kahhar" ismine, Enki'nin genetik şekil verme dehası "El-Musavvir" ismine, Enlil'in mutlak otoritesi "El-Melik" ismine devredildi. Bu bir evrimdi; insanlık artık kapı kapı dolaşmak yerine, tüm kozmik ihtiyaçlarını tek bir "makamda" topladı. Kadir-i Mutlak, bu sıfatların ötesindeki saf "Işık" iken; dinler bu ışığı, eski efendilerin (Anunnakilerin) karakter özellikleriyle filtreleyerek bize sundu. Bu yüzden bugün Tanrı'yı bazen cezalandırıcı bir "kral" (Enlil), bazen ise şifacı bir "baba" (Enki) gibi hayal ediyoruz. Aslında hayal ettiğimiz şey, Kadir-i Mutlak değil, kadim efendilerimizin bizde bıraktığı genetik hatıralardır.


3. BÖLÜM: MANİPÜLASYONUN KALESİ: DİNLER VE CEZA

Anunnakiler dünyadan fiziksel olarak çekildiklerinde, kölelerini kontrol altında tutmak için "Korku" mekanizmasını bıraktılar. Kadir-i Mutlak'ın sevgisi yerine, "Tanrı'nın gazabı" kavramını işlediler. Cehennem dediğimiz o ateş dolu yer, aslında antik çağda teknolojik atıkların ve isyancı kölelerin yakıldığı fiziksel vadilerden (Gehenna) türetildi.

Tanrılar insanlara yalan mı söyledi? Evet. Onlara ölümlü olduklarını, sadece itaat etmek için yaratıldıklarını söylediler. Oysa Kadir-i Mutlak'ın planında her bilinç özgürdür. Dinler, Anunnakilerin kurduğu "Kozmik Şantiye"nin disiplin yönetmeliği gibi işledi. "Günah" kavramı, efendinin koyduğu kuralı çiğnemekti; "Sevap" ise madende iyi çalışmaktı. Bugün ibadet dediğimiz pek çok ritüelin kökeninde, antik efendilere sunulan hizmet ve "yemek" (kurban) törenleri yatar. Kadir-i Mutlak'ın bir hayvana veya bir ritüele ihtiyacı yoktur; ancak kısıtlı varlıkların (Anunnakilerin) enerjiye ve itaate ihtiyacı vardır.


4. BÖLÜM: GERÇEK UYANIŞ – İÇİMİZDEKİ IŞIK

Geldik en can alıcı soruya: Allah aslında bir Anunnaki mi? Hayır. Allah, Kadir-i Mutlak'tır; yani her şeyin kaynağıdır. Ancak insanlık, binlerce yıl boyunca Anunnakileri "Allah" zannederek onlarla muhatap oldu. Antarktika’da veya Agartha’da hala yaşayanlar varsa, onlar Kadir-i Mutlak değil, sadece bizden daha uzun ömürlü biyolojik varlıklardır.

Gerçek uyanış, dışarıdaki "efendilere" tapmayı bırakıp, Kadir-i Mutlak'ın içimizdeki o saf parçasına (Ruh'a) odaklanmaktır. Enki bize "Bilgi Meyvesi"ni verdiğinde, sadece üremeyi değil, bir gün bu manipülasyonu fark edecek olan "bilinci" de verdi. Bizler, Anunnaki bedeninin içinde hapsolmuş Kadir-i Mutlak parçalarıyız. İnsanın ölümlü olması genetik bir prangadır, evet; ama bu pranga sadece bedenedir.

Kapanış:

Bu hikaye burada bitmiyor. Kadir-i Mutlak, sizi bir madende çalışmanız için değil, kendisini sizin gözlerinizle deneyimlemek için var etti. Maskeleri düşürün. "Tanrı" dediğiniz o öfkeli gölgeyi bir kenara bırakın ve her şeyin arkasındaki o sonsuz huzura bakın. Şantiyeden çıkış kapısı, dışarıda değil, tam içinizdedir. Uyan Adamu... Efendilerin dönemi bitti, Ruhun dönemi başlıyor.

Nail Türkoğlu